Gılgamış Destanı Türkçe

    Bu yazı insanlığın tanımlanmış ilk büyük edebiyat eseri olan Gılgamış destanının İngilizceden Türkçeye şahsım tarafından çevrilmiş halidir. Bölümler halinde yayınlayacağım. Başlıyoruz.


          Giriş: Kral Gılgamış Uruk'ta

      Şimdi dünyaya Kral Gılgamış'ın yaptıklarını duyuracağım. Bu adam her şeyce bilinirdi. Dünyadaki tüm ülkeleri bilen bir kraldı. Bilgeydi, gizemleri çözer bilinmeyeni bilirdi. O bize büyük selden önceki hikayeyi getirdi. Uzun bir yolculuğa çıktı, yorgun bir şekilde döndü, dinlendi ve tüm hikayesini taşlara yazdırdı. 

   Tanrılar Gılgamış'ı yarattıklarında ona mükemmel bir vücut verdiler. Ulu güneş Şamaş ona güzellik verdi, fırtınaların tanrısı Adad ona cesaret verdi, yüce tanrılar onu herkesten güzel yaptılar. 3'te 2'si tanrı ve 3'te biri insandı onun.

   Uruk'a duvarlar ördü. Anu, Eanna ve aşk tanrısı İştar için tapınaklar yaptı. Bak ona, hala ayakta dimdik parlayan dış surlara ve eşsiz iç surlara bak.


       1. Bölüm: Enkidu'nun Gelişi


   Gılgamış yurt dışına çıktı. Orada ona kimse karşı gelemedi. Uruk halkı evlerinde fısıldayarak dediler ki: "Onun kibrinin hiçbir sınırı yok, tüm çocukları babasız bırakıyor; halbuki bir kral halkının bekçisi olmalı. Geride namusuna dokunmadığı tek bir kadın bile bırakmıyor, gerçekten bilge ve azimli bir kral şehrine böyle yapar mı!"

   Tanrılar da duydu bu feryatları. Uruk'un tanrısı Anu da haykırarak Gılgamış'a aynı şeyleri söyledi; Gılgamış'ı ve diğer insanları yaratan Tanrı Aruru'ya dedi ki: " Onu sen yaptın, o halde şimdi onun eşitini yarat. Tıpkı Gılgamış gibi olsun. Sonra bırak da ikisi çarpışsın ve Uruk şehri sakinliğine kavuşsun." Sonra tanrı Aruru onu zihninde tasarladı ve vahşi ama asil Enkidu'yu yarattı. Enkidu'nun içinde savaş tanrısı Ninurta'nın erdemleri vardı. Enkidu medeniyetle ilgili hiçbir şey bilmiyordu.

 Enkidu vahşi ormanda yaşamaya başlar; ot yer, hayvan avlar ve suyunu gölden içer. Bir gün bir avcı onu görüp korktu ve şehre gidip durumu Gılgamış'a anlattı. Biliyordu ki şanlı Gılgamış onu yenebilecek tek kişiydi. Gılgamış, avcıya yanına Enkidu'nun reddedemeyeceği bir fahişe almasını ve Enkidu'ya 
götürmesini söyledi. Fahişe avcıyla birlikte ormana gitti ve 3 günde Enkidu'yu buldular. Kadın tüm cazibesiyle çıplak bir şekilde Enkidu'nun yanına gitti ve 7 gün 7 gece beraber oldular.sdaf

   Fahişe kadın, Enkidu'ya Uruk'un güzelliğinden ve Gılgamış'ın yüceliğinden bahsetti. Bunun üzerine Enkidu Uruk'a gideceğini, Gılgamışa meydan okuyacağını ve ona en güçlünün kim olduğunu göstereceğini söyledi. Ama kadın Gılgamışın farklı olduğunu, gücünü tanrılardan aldığını ve yenilmez olduğunu söyledi. Bu sırada Gılgamış bir rüya görür. Rüyasını bilge tanrı Ninsun yorumlar ve der ki: "Seni hiç bırakmayacak bir arkadaşla tanışacaksın. Onunla dost ve yoldaş olacaksın. O vahşi dünyadaki en güçlü insandır."

   Fahişe kadın elbisesini 2 ye ayırdı ve yarısını Enkidu'ya kıyafet yaptı ve onu şehre çağırdı ve ekledi: "Bu ekmeği ye o ki hayatın parçasıdır ve şu şarapı iç yeryüzünün nice bir ürünüdür şarap." Daha sonra yabancı bir adam geldi yanlarına knuştular. Adam Gılgamışla ilgili şikayetlerini anlattı. Onun kadınlara yaptıklarından ve erkeklere çektirdiği eziyetlerden bahsetti. Bunun üzerine Enkidu yeniden bağırarak dedi ki: "Ben Gılgamışın yönettiği şehre gideceğim ve onunla çarpışacağım ve Urukun ortasında bağırarak en güçlü olduğumu ve buradaki eski düzeni değiştireceğimi söyleyeceğim."

  Enkidu kadını arkasına takarak Uruk'a gitti. Şehirde herkes onu küçümseyici gözlerle süzerek onla alay etti. Sonra Gılgamışla karşılaştı ve güreşe tutuştular. Boğalar gibi güreşirken bir anda Gılgamışın öfkesi tamamen söndü ve Enkidunun da öfkesi yerini hayranlığa bıraktı ve Gılgamışa övgüler düzdü. Böylece ikisinin dostluğu başlamış ve sonsuza kadar mühürlenmişti.


      2. Bölüm: Orman Yolculuğu


















Yorumlar